8 Mayıs 2014 Perşembe
6 Mayıs 2014 Salı
HIDIRELLEZ
Hıdırellez gününüzü kutlarım ,umarım ve dilerim tüm iyi ,güzel dilekleriniz gerçekleşir.

Mayıs gül mevsimidir ,en güzel güller bu ayda açar ."Hıdrellez" kutlamaları gül ayı mayıs 6 da kutlanır.
Çocukluğumda annemden duyduklarım kutlamanın ana teması olmuştur . Hıdır ve Ellez iki yakın dostmuş ayrı düşmüşler , aylarca günlerce özlem duymuşlar kavuşmak için. Tanrı onları 6 mayısta buluşturmuş.Bu büyük buluşmada öyle mutlu olmuşlar ki insanların dileklerine kavuşmaları için aracı olmuşlar...
Hikayesi :"
Hızır ve İlyas, Hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Hükümdar bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılırlar. Bir subaşında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir. Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas’ın buluştuklarına, onların buluşmalarıyla ölü tabiatın canlandığına inanılır. Halk inanışına göre 6 Mayıs’ın yağmurlu geçmesi, Hızır ve İlyas’ın buluştuklarında sevinçlerinden ağlamalarının ve bulutların da onlara katılmalarının bir ispatıdır."
5 Mayısı 6 mayısa bağlayan gece dualar edilip dilekler dilenmesi adattendir .Dilekler yaygın bir inanışa göre yazılıp çizilip gül ağacının dallarına asılır ki Hıdır ve Ellez dostlar görsünler diye.Bizim oturduğumuz apartmanda da komşularımızla bu gece dost sofrasında buluşulur; yenilir içilir ,dilekler kırmızı keselere koyulup bahçemizdeki gül dallarına asılır. 6 Mayıs sabahı gün doğmadan da herkes torbalarını astığı gülden alır bir yıl boyunca saklar ,içindeki dileklerin yazıldığı mektuplar ve paralarla...
Uzun yıllar görev yaptığım Afyonkarhıisar 'da akarsu kenarına gidilir hem piknik yapılır hem de dilekler herhangi nesnelerlerle sembolik yapılırdı.Ev isteyen taşlarla ev yapardı ,giysi isteyen kağıttan minik elbiseler yapar ağaç dallarına asardı .Bir gün değil bir hafta boyunca dilekler dilenebilirdi.
Bir inanışa göre de bu gece dikili taze soğanın iki yaprağı aynı hizaya getirilir uçlarında kesilir. birine cefa diğerine sefa yazılı kağıtlar yaprağa takılır.Ertesi gün hangisinin uzadığına bakılır.Sefa uzdıysa yıl boyu sefa görüleceği ,cefa uzadıysa bir yıl cefa çekileceğine inanılır.Bu inanış Aydın yöresinde yaygındır. Merak ettim on yıl önce denedim ,saksıda yetişdiğim taze soğan yapraklarında. Cefa uzamış ertesi gün baktığımda ,kaygı duydum aylarca.Yıl sonuna doğru en sevdiğim dostum hayatını kaybetti , çok acı çektim. Cefa buymuş dedim bir daha denemeye cesaret edemedim.
İyi güzel dileklerim fotoğraflarda gördüğünüz kırmızı keseçiklerde ...
Sağlık ve mutlulukla...
HIDIRELLEZ
Bütün kızlar, erkeklerin lodoslarına karşı
Hem giyinmiş hem soyunmuşlar
Hem de kapanmışlar içlerine
Badem taneleri gibi
Ve lodos vurdukça
O eteklerini kaldıran lodos
Doğdukça doğurdukça kendilerini
Kocasız bir bebek gibi...
Öpüp okşayacakmış...
Başka ve o yaşta ne beklersin ki
Kayaların başında
O dallı giysileriyle
Kimi bekler ki onlar
Poseydon'dan başka
Bu kayalarda durmuş
Bu kızlar ne bekler ki
Bir aşk için boğulmaktan başka...
Bütün kızlar, erkeklerin lodoslarına karşı
Hem giyinmiş hem soyunmuşlar
Hem de kapanmışlar içlerine
Badem taneleri gibi
Ve lodos vurdukça
O eteklerini kaldıran lodos
Doğdukça doğurdukça kendilerini
Kocasız bir bebek gibi...
Öpüp okşayacakmış...
Başka ve o yaşta ne beklersin ki
Kayaların başında
O dallı giysileriyle
Kimi bekler ki onlar
Poseydon'dan başka
Bu kayalarda durmuş
Bu kızlar ne bekler ki
Bir aşk için boğulmaktan başka...
Hepsi de karaya vurup
Zeytinlerle keçiboynuzlarına
Kendilerini dağıtıp verip
Kökten çıkan dallardan
Yapraklar olmaya...
Rüyası bu Datça'nın
Kadınları okudukça
Okunacak bir güzel kadınlık ve güzellik
Zeytinlerle keçiboynuzlarına
Kendilerini dağıtıp verip
Kökten çıkan dallardan
Yapraklar olmaya...
Rüyası bu Datça'nın
Kadınları okudukça
Okunacak bir güzel kadınlık ve güzellik
Datça olacak Datça
Kadınların yarımadası...
Boşuna değil o dediğim
Burası Afrodiça
Ve gördüğüm bütün her şey
Sevda, Aşk ve Tazelik
Ve Zeytinlerden ve yaşamaktan
Başka bişeyi olmayanların yeri...
Kara Maça'ya karşı...
Fallarda kurtulmuş görünen
Ademi Bademiyle
İyi bilir bir kişiynen
Yaşamı bilmeyiynen
Yaşanan belki de bir haç
Denizin üstüne vurulmuş..
Kadınların yarımadası...
Boşuna değil o dediğim
Burası Afrodiça
Ve gördüğüm bütün her şey
Sevda, Aşk ve Tazelik
Ve Zeytinlerden ve yaşamaktan
Başka bişeyi olmayanların yeri...
Kara Maça'ya karşı...
Fallarda kurtulmuş görünen
Ademi Bademiyle
İyi bilir bir kişiynen
Yaşamı bilmeyiynen
Yaşanan belki de bir haç
Denizin üstüne vurulmuş..
Ama şeklini derhal bozabilir
En ufak bir esinti
Mesela bir hilal de olabilir.
Korkutucu olan şey benim gördüğüm
Ne haç, ne acı, ne haraç olmasıdır...
Burayı ben gözlerimi kapadıktan sonra dünyaya
Yaşamayı hızla öğrenemediğimizden ötürü
Bu yarımadaya, yarım yarım derken
Ufalaya ufalaya
Zaten bitirmişsiniz ya...
Ufalarsanız eğer
İki elim boynunuzdadır derler a...
Ben de bu yarımadayı
Kucağıma kapıp öleceğim,
Ne gavurun, ne müslümanın...
Hiçbiriniz görmeyeceksiniz artık o güzel yeri
İşte bu şairin ve ölümün emri..
Mekanım Datça Olsun
En ufak bir esinti
Mesela bir hilal de olabilir.
Korkutucu olan şey benim gördüğüm
Ne haç, ne acı, ne haraç olmasıdır...
Burayı ben gözlerimi kapadıktan sonra dünyaya
Yaşamayı hızla öğrenemediğimizden ötürü
Bu yarımadaya, yarım yarım derken
Ufalaya ufalaya
Zaten bitirmişsiniz ya...
Ufalarsanız eğer
İki elim boynunuzdadır derler a...
Ben de bu yarımadayı
Kucağıma kapıp öleceğim,
Ne gavurun, ne müslümanın...
Hiçbiriniz görmeyeceksiniz artık o güzel yeri
İşte bu şairin ve ölümün emri..
Mekanım Datça Olsun
CAN YÜCEL
Hızır ve Hıdırellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdırellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu iddia ederler. Hıdırellez Bayramı’nı ve Hızır (Deniz) düşünüşünü tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Balkanlar, hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için sevinç duyulduğu görülmektedir. Yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış; özellikle de baharda aramızda dolanarak, bolluk ve sağlık dağıtır. Hızır bir kişiye verilen addan çok aslında bir doğasal durumu, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini imgeler. Türkiye'de Hızır’a atfedilen özelliklerin bazıları:
Kalbi temiz, Allah'a inanan insanlara yardım eder.
Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
Uğur ve kısmet sembolüdür.
Mucize ve keramet sahibidir.
Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
Uğur ve kısmet sembolüdür.
Mucize ve keramet sahibidir.
31 Aralık 2013 Salı
11 Kasım 2013 Pazartesi
4 Kasım 2013 Pazartesi
GÖLDE SONBAHAR
1060 Metre yükseklikte , İzmir -Bozdağlar'da bir krater gölü ;adı Gölcük gölü İzmir 'e 110 km uzaklıkta muhteşem mavilikte...
Gölün mavi sularına eğilmiş çınar ve sararan yaprakları..
.
Mavi ben güzelim der ,sarı ben güzelim ...Mavi kalıcı ya sarılar belki bir ay sonra yok olcaklar,gelecek baharda yeşermek üzere...
Göl manzaralı iki ev ;bir zengin bir yoksul.İkisine de sonbahar gelmiş işte....
Yazıldığı gibi neşe ve huzur burada yarım günlük de olsa...
Çınar mavi göle eğilir de salkım söyüt eğilmez mi ;harika sararan yaprakları ile sallanır usul usul...
Çınarın kızıl yaprakları; hangi ressamın tuvalinde bu kadar kızıl ?....
Arzu Sarıyer
Gölün mavi sularına eğilmiş çınar ve sararan yaprakları..
.
Göl manzaralı iki ev ;bir zengin bir yoksul.İkisine de sonbahar gelmiş işte....
Yazıldığı gibi neşe ve huzur burada yarım günlük de olsa...
Çınar mavi göle eğilir de salkım söyüt eğilmez mi ;harika sararan yaprakları ile sallanır usul usul...
Çınarın kızıl yaprakları; hangi ressamın tuvalinde bu kadar kızıl ?....
Arzu Sarıyer
30 Ekim 2013 Çarşamba
Cennet Elması -Trabzon Hurması
En çok bilinen iki adı başlık yaptım ;başka adları varsa da ben bilmiyorum.Ege'de "Cennet Elması "dır yaygın adı. Sonbaharın nadide tatlarından ;olgunlaşmadan ağacından toplanır uzun süre açık havada olgunlaşması beklenir. Yemek için biraz sabırlı olmak gerekiyor.Olgunlaşmadan yemeğe kalkarsak pişman eder dilimizi ,kamaşır denir ya öyle büzüşür dil ve ağız. ,tadı da anlaşılmaz..Foğraftakiler ham halidir ,rengi açık sarı ,olgunlaştıkca ateş sarı renge bürünür ,yumuşacık olur ,kabuğu inceciktir .Yemesi en zor meyvelerdendir ;jöle gibi akışkandır elleri yapış yapı yapar bir tabağa alınan meyve kaşık yardımı ile kabuğundan ayrıştırılır öyle yenir...
Yarı güneşli yarı gölgeli balkonda bu halde kurudular ,kurutmanın özelliği kabuklarının sıyulu saplarında iplere dizilip asılmalarıdır.Sonra kuruyan meyveleri saplarını kesip cam kavanozlara yerleştireceğim ,hava almasınlar diye ağızlarnı sıkıca kapatacağım.İstenildiğinde çıkartılıp afiyetle konuklarıma ikram edeceğim ,hurma tadına yakın harika tatdaki cennet elmalarını...
Yaşadığınız bölgelerde çarşı ,pazarlarda görürseniz hemen deneyebilirsiniz ,kısa süre sonra hem olgunlaşacaklarından hem de kış bastıracağından kurutmak için güneş bulunmayacak.Fırında da kurutulduğunu marketlerde gördüm ama böyle bütün değildi ,küçük dilimlenmiş halde idi.
Sevgi ile afiyet ile...
21 Ekim 2013 Pazartesi
EKİMDE BALKON BAHÇEM
Geçen yılın maydanozları tohum oldu döküldü yeni ,taze maydanozlar doğdu...
Su teresi ve roka ;her sabah üçbeş yaprak yemek harika oluyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















.jpg)

































